30 Temmuz 2016 Cumartesi

Hafta sonu kahvaltısı için güzel bir fikir: Pişi!

Merhaba dostlar,


Temmuz ayının son hafta sonuna girdik bile, zaman uçup gidiyor resmen. Hafta içi sabahları evden 06:40 civarı çıktığımız için kahvaltı etme fırsatımız olmuyor. Erken kalktıysak eğer maksimum bir tost hazırlayabiliyorum ya da arada lor peynirli poğaça yapıyorum. Haftada sadece iki gün doğru dürüst kahvaltı yapabildiğimiz için de hafta sonu kahvaltılarını hazırlarken çok özeniyorum. Bu durum çoğu aile için aynı şekildedir herhalde. 

Bu hafta sonu da Bergama'dayken çok sık yaptığımız pişi, lokma ya da hamur kızartması gibi herkesin farklı adlandırdığı bizimse lokma dediğimiz çok lezzetli bir hamur işi yaptım. Bergama'da sokaklarda lokma hayır olarak dökülür. Bakarsın bir köşe başından lezzetli bir koku dolanıyordur, peşinden de kuyruk şeklinde lokma almayı bekleyen insanları ve başında kocaman bir kazanda lokma dökenleri görürsün. Hatta "Bergama'da sokakta kimse aç kalmaz." denir. İlla ki bir yerlerde lokma dağıtan birileri çıkar. Çok güzel bir paylaşım alışkanlığı. Özellikle ben küçükken annem çok yapardı, yanında peynir domates ve zeytinle löp löp götürürdük.

Gelelim benim tarifime, ben uzun zamandır instagramdan beğenerek takip ettiğim ve bir kaç yemek tarifini de denediğim "Kitchen in Red" tarifi ile lokmalarımı yaptım. Çok güzel bir yemek bloğu, adını henüz duymadıysanız bu linkten ulaşabilirsiniz.    

Malzemeler:
2.5 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1 çay kaşığı karbonat
1 yumurta (oda sıcaklığında)
1 bardak yoğurt (oda sıcaklığında)
Sıvı yağ

Öncelikle un, kabartma tozu ve karbonatı bir kaba döküyoruz. Unun hepsini bir kerede dökmeyin hamurun kıvamına göre ekleme yaparsınız. Yoğurdunuzun sululuk miktarına ve yumurta büyüklüğüne göre hamurun kıvamı değişebiliyor.

Üzerine yumurta ve yoğurdu ekleyip güzelce yoğurmaya başlayın. Elde etmeniz gereken hamur ele yapışmayacak kıvamda olmalı, ona göre un miktarını ayarlayabilirsiniz.

Hazırladığınız hamuru yaklaşık 15-20 dakika beklemeye bırakın, üzerini de ıslak bir bezle örtün. 

Bu arada derin bir tencerede ya da wok tavada 2-3 parmak olacak şekilde yağ dökün ve altını açıp yağı kızdırın.

Hamurunuzu 20 dakikanın sonunda 1 parmak kalınlığında oklava ile-ya da elle- açıp bir çay bardağı yardımıyla yuvarlaklar şeklinde kesin.

Kızmış yağa kesilmiş hamurları teker teker bırakın ve bir yanı güzelce kızarınca rengi kahverengimsi olunca-tersine çevirip diğer tarafını kızartın. 

O kadar çok heyecanlıydım ki lokma yiyeceğiz diye onların yağa koyunca kabarmalarını seyrederken inanılmaz mutlu oldum. (Kabarmasalardı çöp olabilirdi, onun korkusu vardı bir yandan da içimde.) Uzun zamandır yememişim, çok özlemişim. 

Afiyet olsun, artık lokmalarınız hazır. :) Oh mis!





19 Temmuz 2016 Salı

Umut

Milletçe bir umuda tutunmaya o kadar ihtiyacımız var ki! Son dönemde olan olaylar hepimizi çok üzdü. 15 Temmuz darbe girişimi sırasında ölen asker, polis, öğrenci, genç, yaşlı, çocuk, herkes içimizden bir parça alıp götürdüler. Yaşadıklarımızın, anlatılanların ne kadarı doğru, ne kadarı gerçek hiç bir zaman bilemeyeceğiz muhtemelen ama televizyondaki, internetteki görüntüler korkunçtu. İnsanların birbirini öldürmesi, hangi şartlar altında ve hangi sebeple olursa olsun kabul edilemez. Biz aynı ülkenin vatandaşıyız, kardeşiz. Oradaki hiç bir şeyden haberi olmayan er benim kardeşim de olabilirdi. 

Gerçek suçlular kimse yasalar dahilinde cezasını alsın. Ama hakaret etmek, vahşice dövmek de adalet değil. Bu ülkede bir ceza-yargı sistemi zaten var. İnsanı hayvandan ayıran şey duygularını ve davranışlarını kontrol edecek bir düşünce sisteminin olması. Bu derece nefret ve öfke duymak doğru bir şey değil. Ekrandaki görüntülerin bir kısmı beni bu ülkede yaşamaktan korkutuyor.

Söylenecek çok şey var ama yaşananlar yaşandı ve bitti. Şu an herkesin morali fazlasıyla bozuk ve tutunacak bir şeyler arıyor. Ben de gelecek için, ülkem için, bu ülkede beraber yaşadığımız tüm insanlar için dileğim birbirimize tutunarak bu yaşadığımız olaylardan ayrışarak değil, bütünleşerek birbirimize destek olarak daha güçlü çıkmamız. Askeri, devlet kadroları dağılmış güçsüz devlet imajına sebep vermeden bir arada daha güzel bir gelecek inşa edelim. Birbirimize güven duyacağımız, farklılıklarımızla birbirimizi kabul edeceğimiz-en zoru da bu sanırım- barış ve sevgi dolu bir gelecek umut ediyorum. Türkiye'de suç oranının düştüğü, ceza evlerine ihtiyaç kalmayıp yerlerine kütüphaneler kurulduğu, sokaklarında çocukların oynadığı bir ülke... Belki ütopik evet ama her şey çocukluklara iyi bir gelecek hazırlamak ve iyi bir ahlaki ve bilimsel eğitim vermekten geçiyor. Atatürk'ümüzün çocuklara geleceğimizi emanet ettiği gibi, bu ülkede ne kadar sağlıklı aile ortamı yaratılırsa çocuklar da bu ülkeyi, toplumu, dünyayı, bilimi omuzlarında yükseltecektir.   

Fırında Sütlaç Tarifi

Merhabalar, Şu sıralar doğum izninden dolayı evde olduğumdan dolayı yemek yemeye ve yapmaya sardım. Normalde işe giderken yemek yapmak ...