30 Ocak 2016 Cumartesi

İyi fikirler

Merhabalar, nasılsınız ? Ocak da çok hızlı  geçti. Gerçi  artık  geçmesini de istiyorum.  Son 4 gündür hastayım. Kış bitsin, bahar gelsin artık. Gerçi kışın evde olması çok güzel kesinlikle, ama dışarı  çıkmak  gerektiğinde işler değişebiliyor. 

Çok yakında Bursalı olacağız. Yeni bir şehir, yeni bir iş,  yeni bir ev hepsi beni çok heyecanlandırıyor. Henüz ev bulamadık  ama evle ilgili şimdiden kafamda fikirler var. 

Bir kere geniş  bir mutfağı olmalı.  Burada mutfağımız çok küçüktü. Açık rafları olmalı.  Aradığını anında bulmalısın.  Tabi çok fazla dağınık görüntü yaratmamak adına kapalı dolapları  da yeterli miktarda olmalı.  

En önemlisi de iyi ışık almalı. Hatta tam lavabonun arkasında penceresi olsa ve pencere pervazında minik çiçek saksıları olsa.

Beyaz olsa, ışıkla daha da aydınlanıp evin en güzel odası olsa. Yemek kitaplarımı  koyacak bir kaç raf olsa.

Boş vakitlerimin çoğunu keyifle orada geçirip limonlu, tarçınlı kekler yapsam.

Çok şey mi istiyorum  ? 😊

Güzel bir hafta sonu diliyorum. Yarın 27. yaş günüm. Bir yaş daha büyürken sağlık mutluluk huzur ve dün tekrar izlediğimiz "Dead Poet Society'den" de esinlenerek anı daha fazla yaşamayı -carpe diem- ve içimdeki sanata yönelik özellikleri daha fazla dışa  çıkaracak işler yapmayı diliyorum. Ve sevdiklerimle daha fazla vakit geçirmeyi.  Zaman akıp gidiyor.

Sevgiler!
















24 Ocak 2016 Pazar

Yollarda iki hafta


  



Highway Outlet-Bolu

(Bolu-Ankara arasında hem alışveriş, hem yemek için durabileceğiniz güzel bir yer. Avrupa'nın en büyük outleti olarak tanıtılıyor.)



Bolu-Ankara Yolu (Bugün)

                                                  
                                       


Merhaba, nasıl geçti son iki haftanız? Yeni başlangıçlar yaptığınız şeyler oldu mu yeni yıl adına? Biz bu son iki haftada leyleği havada gördük. Geçtiğimiz hafta sonu Bergama'daydık, bu hafta sonu da Ankara'daydık. Yorucu oldu ama çok güzel geçti, ailelerimizi görmüş olduk, hasret giderdik. İki tarafta da doğum günü kutlamamı yaptık. :) Henüz doğum günüm gelmeden iki kutlama yapmış oldum, 27. yaşım bayağı şenlikli olacak herhalde. 

Bu hafta sonu hava sıcaklıkları tüm Türkiye genelinde düştü sanırım, kar içinde gittik ve döndük. Karda arabayı da mecburen daha yavaş sürdüğümüzden normal süresinden daha uzun sürdü yollar, gidiş dönüş 14 saat civarı oldu. Giderken akşam gittiğimizden kitap okuyamadım ama dönüşte fırsat bu fırsat daha önce başlayıp yarım bıraktığım Orhan Pamuk'un "Kafamda Bir Tuhaflık" romanına tekrar başladım. Artık hayatıma daha fazla kitap almayı istiyorum. Bitirdikçe de sizinle kitap hakkındaki fikirlerimi paylaşacağım.


Eve her dönüş ayrı bir mutluluk. İnsanın evi gibisi yok. 

Aşağıdaki son fotoğrafı da Üsküdar-Beşiktaş vapurunda son finalimden dönüşte çekmiştim.İstanbul'da gün batımına ba-yı-lı-yo-rum! Tüm derslerimi AA alıp geçmenin de yıllar sonra tekrar öğrenciliğime dönmenin de tadı hiç bir şeye benzemiyor tabi ki.

Hepinize iyi haftalar, tüm gün batımlarınız mutluluk ve huzurla olsun. 
Sevgiler,




7 Ocak 2016 Perşembe

Yeni yıl, yeni kararlar

Genelde hep yeni yıl nasıl yeni bir takvime başlangıçsa hayatımızda da yeni başlangıçlara vesile olsun isteriz. Çoğu zaman kendimiz için yeni kararlar alırız. Bunların bir kısmı gerçek olur, bir kısmı belki gelecek yıllara  kalır. Ama ne olursa olsun hayalleri gerçeğe  dönüştürmeye  çalışmaktan vazgeçmemek  lazım.  Aslında çoğu şey  beyinde bitiyor. Yapmaya kararlıysanız sizi kimse tutamaz. Zihnimiz ancak bizim koyduğumuz  sınırlarla sınırlanır.  Bu sebeple asla hayallerinizin izinden ayrılmayın ve onları gerçek yapın.

Ben de bu yıl artık hayatımda izlemek istediğim yolu ciddi anlamda çizmeye karar verdim. Son bir yıldır iş temposundan yapmak istediğim çoğu şeyi yapamadım. Tenis oynuyordum, bırakmak zorunda kaldım, blog yazmak - ya da yazı yazmak - hayatta en sevdiğim şeylerden biri ama çok az zaman bulabildim geçen sene. Aynı şekilde sıkı bir dergi takipçisi ve kitap okuyucusuydum, 2015'te çoğu şeyi rafa kaldırdım. 2015 başından itibaren hem yaşadığımız sağlık sorunları hem de zamansızlık, iş özel hayat dengesizliği sebebi ile beni mutsuz etti. Ondan bittiği için çok mutluyum hayatımdan bir yılı götürse de. Ve 2016'dan da çok umutluyum. Bu sene daha çok kendime zaman ayırmayı istiyorum önce. Çünkü gelişim önce insanın  kendini fark etmesi ile olur.

Bu yıla dair kararlarımdan biri de insanların dediklerine çok aldırmamak. Sevgili dostum Duygu'mun bana hediyesi bu 3 maymunun kulaklarını  kapatana çok manidar bir yılbaşı hediyesi oldu. :) Sen kendinin ne olduğunu ve yaptığını bildikten sonra başkalarının özellikle de seni yeterince tanımayan insanların ne dediğinin bir anlamı yok. Herkes kendi yol çizgisinden sorumludur. Ve bazen bilmek gerekir ki söz gümüşse sükut altındır. Rahmetli anneannemin hep söylediği bir sözmüş bu. Adaşım olarak ben de aynı şeyi tercih ediyorum.

Genelde hayatta karşılaştığımız  çoğu sorun empati yoksulluğun çıkıyor. Savaşlar,  kavgalar,  ölümler, anlaşmazlıklar,  uzun süren toplantılar... Ben bu konuda iyi bir noktada olduğumu  düşünüyorum.  Ama yine de 2016'da daha fazla empati yapmayı  ve daha fazla sosyal sorumluluk sahibi bir insan olmayı  diliyorum. 



Daha çok  dekorasyonla ilgilenmek istiyorum. Evle ilgilenmeyi çoktan  bıraktım gittim. Yılbaşı akşamı çalıştığım  için evde değildim ama yılbaşı  ağacı  kurmuştum önceden.  Yeni yıl öncesi evde yılbaşı dekorasyonu ile ilgili yazı  yazmayı istiyordum ama fotoğraflamak bu güne nasip oldu.




Yazacak daha çok şey var. Bugünlük bu kadar olsun. 2016 hepimiz için güzel bir yıl olsun. Değişim bir fikirle başlar. Sadece düşünmek için zaman ayırın ve kendi değerinizin farkında  olun.
İyi  akşamlar herkese.

2 Ocak 2016 Cumartesi

Yeni yıl, hoş geldin!

2015 çok iyi bir yıl olmadı hem kendim için, hem ülkemiz, hem de dünya için. Umarım 2016 yılı herkese sağlık, huzur, mutluluk, şans, aşk ve barışı getirir. 

İnsanların özüne, çocukluğundaki saflığına, merağına, herkese dostça davranma özelliğine, ırka, cinsiyete, dine ayrımcılık yapmadığı, hepsini bir tuttuğu zamanlara dönmesini diliyorum. 

Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, her şey değerini kaybediyor. Doğaya, sanata, eğitime saygı duyan önem veren insanlar "marjinal" kalıyor. 

Öyle bir tüketim toplumu olduk ki, her an her şeyi tüketip bir kenara atıyoruz. Yeni yılda bir hafta içerisinde neler aldığınızı bir yere not edin. Bunların ne kadarını geri dönüştürdüğünüzü, ne kadarını kullandığınızı, ne kadarını ihtiyaca istinaden ne kadarını sırf almak için aldığınızı. Ben bunu yapmayı planlıyorum. Normalde evdeki plastik, cam, kağıt atıklarını geri dönüşüm için sürekli geri dönüşüm çöpüne atıyorum. O yüzden bir nebze içim rahat. Ama alıp da kullanmadığımız onca şey de yok mu? 


Bu akşam bir belgesel-film izledik Erkan'la. Aslında filmi çok özel seçmemiştim. Fransızca, Türkçe altyazılı bir film arıyordum ve IMDB puanını da 8.2 görünce "Le Sel De La Terre"- "The Salt of the Earth" 'ü izleyelim dedim. Film geçen sene çekilmiş ve Brezilyalı fotoğraf sanatçısı Sebastiao Salgado'nun hayat hikayesini anlatıyor. Hikaye ama herkesin izlemesi gereken bir hikaye. İnsana hayatı sorgulatıyor. 



Sebastiao eşi ile beraber sürekli dünyaya yaşadığımız gerçekleri göstermek için kıta kıta dolanıp savaşı, açlığı, işçilerin yaşadıklarını, yoksulluğu, doğayı fotoğraflıyor. Bununla da kalmıyor, Brezilya'da çocukluğunun geçtiği eskiden yemyeşil bir cennetken, kuraklıktan ormanların, hayvanların yok olduğu bir yerde biz bunu değiştirebiliriz diyerek bir mucize gerçekleştiriyor ve sonradan adı L'Instituto Terra olan binlerce ağaç diktikleri bir yer yaratıyorlar.

Biz ne yapıyoruz? Doğa için, insanlık için? Filmde savaşları, terörü gördükten sonra Sebastiao "İnsan dünyanın tuzudur, korkunç, yırtıcı bir hayvandır." diyor. 2015 de öyle bir yıl olarak geçti, ondan tüm dileklerim 2016'da insanların kalbinde ve beyninde bu zihniyetlerin değişmesi. Herkesin daha insanca şartlarda çalıştığı, bir yerde insanlar bolluk içinde yüzerken diğer tarafta açlık sınırındaki insanları da düşündüğü, tüketimin daha bilinçli, insanlığın daha büyük, savaşların, kavgaların olmadığı bir yıl olsun.

2016, iyi ki geldin, hoş geldin. Yeni başlangıçların yılı olman dileğiyle.  





Fırında Sütlaç Tarifi

Merhabalar, Şu sıralar doğum izninden dolayı evde olduğumdan dolayı yemek yemeye ve yapmaya sardım. Normalde işe giderken yemek yapmak ...