25 Aralık 2016 Pazar

Fırında Palamut Tarifi

Merhaba, 
Bu hafta sonu bol dinlenmeli geçti, bir tek dün İhsaniye pazarına ve akşam da Merinos Kongre Merkezi'nde "Notre Dame de Paris" müzikaline gittik. Çok keyifliydi, şarkıları Türkçe'ye çevirmişler ama çeviriler gayet başarılıydı. Çok keyifli bir akşam oldu, hem de liseden çok sevdiğim bir dostum Nursen'le orada yıllar sonra karşılaştık. Bir taşla iki kuş! Çok mutlu oldum.

Cumartesi günleri çoğunlukla pazara gidiyoruz ve taze sebze meyve almaya çalışıyoruz. Balıkçılara da denk gelirsek, Cumartesi akşamları balık yemeği yapıyoruz. Dün de eşimle beraber fırında palamut yaptık. Sizinle de tarifi paylaşıyorum, çok lezzetli oldu:

Malzemeler - 3 kişilik
  • 1 adet büyük boy palamut
  • 2 orta boy patates
  • 1 adet sarımsak
  • İsteğe göre birkaç acı biber
  • 2 domates
  • 1 limon
  • Biberiye
  • Pul biber
  • Tuz
  • Kara biber 
  • Kekik

Hazırlanışı

Palamutları aldığımız yerde temizletmiştik, hazırlığa başlarken önce balıkları güzelce yıkadık. Yarım çorba kasesi zeytinyağı koyarak içine tuz ve baharatları ekleyip güzelce karıştırdık. Patatesleri yuvarlak şekilde keserek tepsinin altına dizdik. Balıkları yağ karışımına güzelce bulayıp üzerine yerleştirdik. Domates, biber, sarımsak ve limonu da üzerine dilimleyip kalan yağ karışımını üzerinde gezdirdik. 160 derece fırında 35-40 dakika kontrol ederek pişirdik. Sonuçlar aşağıdaki gibi. 😉 

Deneyen herkese afiyet olsun!
Yeni başlayan hafta umut, huzur ve güzel haberler getirsin.

Sevgiler,









24 Aralık 2016 Cumartesi

Adım Adım Yılbaşına Doğru-3

Evet o beklenen güne son 7 gün! Herkes evinde az ya da çok yılbaşı alışverişlerine, dekorasyonuna başladı.

Takip ettiğim Instagram hesaplarının çoğunda çok güzel yılbaşı dekorasyonları görüyorum. Tabi Hristiyanlar için yılbaşından önce kutlanacak bir Noel dönemi de var. Ondan Instagram görsel bir şölen olmuş durumda! Ben de yeni yıl dekorasyonu için size fikir vermeye devam ediyorum.




Eğer meraklıysanız evinizde bir farklılık yaratmak için yılbaşı ağacınızı dal parçaları, bir kaç yılbaşı süsü ve led ışıklı dekoratif bir aydınlatma ile yukarıdaki gibi kendiniz de tasarlayabilirsiniz. İnsana her zaman kendi yaptığı daha cana yakın, gözüne daha bir güzel görünüyor. Eviniz için bir şeyler yapmanın keyfini yaşayın.




Yılbaşında kokinanın kırmızı kırmızı topları pek bir güzel duruyor. Diğer renklerin arasından başlarını uzatıp hemen fark ediliyorlar. 



Odada bir odak merkezi belirleyerek dekorasyonu onun etrafında şekillendirebilirsiniz. Örneğin evinizde bir şömineniz varsa şöminenizi odak belirleyerek, onu güzel bir resim, ledli ışıklar, yılbaşı süsleri, geyik heykelleri gibi alternatiflerle süsleyerek odanıza girdiğinizde dikkati bu köşeye toplayabilirsiniz.



Sade bir dekorasyondan hoşlanıyorsanız bir yeni yıl ağacı da kafi, her şey sizin ne kadar ayrıntıları sevdiğinize bağlı. Yukarıdaki odada da her şey gayet sade, yalın ve ölçülü.









Koyu renk bir duvarınız varsa onu yeni yıl kutlamaları için kullanabilirsiniz! Üzerine ışıltılı renklerde istediğiniz notları-yeni yıl dileklerinizi asıp süsleyebilirsiniz! Renk kontrastı çok dikkat çekici olmamış mı?



Eğer çevremde bir çok dallı bir ağaç parçası bulabilseydim yukarıdaki fikri yapmayı istiyordum. İlla bir çam ağacı gidip almanıza gerek yok, bulabiliyorsanız bir ağaç dalını da süsleyebilir ya da evinizdeki bir bitkiyi de süsleyebilirsiniz.

Yeni yıl hazırlıklarınızın ve hafta sonunuzun keyifli geçmesini diliyorum. Dilerim en kısa zamanda milletçe yaşadığımız kötü olaylar, ölümler de son bulur. Daha aydınlık günlere uyanırız.

Sevgiler,








17 Aralık 2016 Cumartesi

Adım Adım Yılbaşına Doğru - 2

Merhabalar,

Yeni yıla son 2 hafta kaldı, bir yanda yeni bir yıla girecek olmanın heyecanı, diğer yanda yaşanan kötü olayların yarattığı karamsarlık ve üzüntü. Tüm duyguları bir arada yaşıyoruz. Ama her şeye rağmen umudumuzu, güzel günlerin gelecek olmasına olan inancımızı kaybetmemiz gerek. Umutsuz yaşanmaz.

Bugün küçük küçük evimizin salonundan yılbaşı dekorasyonumuzu paylaşacağım.

Annemin bana hediye ettiği üçlü izci mumlukları çok seviyorum. Altın rengi odaya pırıltı katıyor. Yeni yılın ışıltısını evinize taşımak için siz de bir kaç parlak aksesuarı evinizin farklı köşelerine koyabilirsiniz. Orta sehpa üzerinde pırıltılı mumlar, şamdanlar ya da örtüler şık duracaktır.




Çam ağacının ayaklarını Karamürsel'den taşınırken kaybetmişiz. Ondan alternatif çözüm olarak onu bir vazonun içine yerleştirdim. Çok düz durmuyor ama bu sebeple yılbaşı ağacımızı süslemekten vazgeçemezdim. 

Ağacı ve üzerindeki kırmızı süsleri IKEA'dan 2 yıl önce almıştık. 



Salondaki büfenin üzerinde kırmızının her tonu var. Çam ağaçlı şamdanları da Çiftlikköy'deki Özdilek'ten almıştım zamanında. Pırıl pırıl parıldıyor onlar da, özellikle de gece içinde mum yaktığımda. Siz de kırmızı beyaz tonlarında bir kaç küçük aksesuarla evinizin havasını bir anda yeni yıl ruhuna büründürebilirsiniz.




Evimizin önünde gerçek çamlar, içinde de yapay bir çamımız oldu. Perdeleri açınca (Aşağıdaki yan camdan görüneceği üzere) neredeyse elimizi uzatsak dokunacağımız mesafede de çam ağaçları var. Bu sebeple oturduğumuz evi ve semti çok seviyorum. Her yeri beton yığınına çevirmek yerine, sitelerin içinde yeşil alanlar bırakılmış. 




Nar: Kışın en güzel meyvelerinden birisi herhalde! Bereketin sembolü. Bu nar şeklindeki aksesuarları da zamanında Evmanya'dan almıştım. Karamürsel'de yaşarken internetten  çok fazla alışveriş yapıyordum. Arkadaki kırmızı taşlı gümüş şekerlik de annemin bana hediyesi. Ferforje fener de yine sevdiğim bir arkadaşımın bir kaç yıl önceki yılbaşı hediyesi.

Yılbaşının hediyeleşme kültürünü çok seviyorum. Hatırlıyorum, çocukluğumdan beri her yılbaşı öncesi hediyelerimi alır, süslü süslü okul defterlerinin kaplarıyla, rafyalarla değişik değişik paketler yapardım. Üstüne de not düşerdim: "Yeni yılın kutlu olsun annecim, nice güzel yıllara." Herkesin hediyesini bu notlarla bir diğerininkiyle karıştırmazdım. Sanırım artık o eski çocukluk heyecanım kalmadı. Hala seviyorum hediyeleşmeyi ama eskisi kadar özenli ve heyecanlı değilim artık. 


Bir zamanlar mum koleksiyonu yapıyordum, arkadaşlarımın, ailemin çoğundan da mum hediyesi almışımdır bu sebeple. Bu da o eski hediyelerimden birisi. Ablam almıştı yanılmıyorsam: Mum taşıyan kardan adam. O da yılbaşı süslerimin arasında baş köşeyi aldı. Ne güzel şeyler biriktirmişim bugüne kadar!




Evimiz her akşam bu soğukta, karda, yağmurda kendimizi zorla atıp, "Oh be, nihayet evime geldim." dediğimiz, sığındığımız bir yer. Onu dönmekten keyif duyduğumuz, düzenli, huzurlu bir yer haline getirmek de bizim elimizde. Bu hayata bir kere geldik, onu keyifli, güzel ve her anının keyfini çıkararak yaşamak lazım. 

Bu anlamda bir kaç küçük dokunuşla, evimizde geçirdiğimiz zamandan daha fazla keyif almamızı sağlayacak bir eve sahip olmak mümkün. Okuduğumuz kitaptan başımızı kaldırdığımızda gördüğümüz manzaranın yüzümüzü gülümsettiği bir eve sahip olmak... Sadece biraz emek, biraz sevgi lazım.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere,
Sevgiler!
Ayşe


Not: Bugün Beşiktaş'taki çelik kuvvete yapılan saldırıdan sonra, Kayseri'deki komando birliğinden çıkan askerlere yapılan saldırı haberleri ile yüreğimiz yandı. Allahtan ölen şehitlerimize rahmet, yaralılara da acil şifalar diliyorum. Ne olur buna bir çözüm bulunsun. Yollara daha fazla güvenlik kontrolü koymak mıdır çözüm, yoksa askerleri/polisleri ayrı ayrı araçlarla, ayrı ayrı zamanlarda bir yere göndermek midir bilmiyorum ama karar merciindeki herkesin bir an önce bu olayları engelleyici kararları almasını diliyorum.

Giden canlar geri gelmiyor, bu milletin daha fazla gencini, geleceğini kaybetmemesi için terörü durdurmalıyız. Bugün ona, yarın sana, öbür gün bana. Hepimizin başına gelebilir bunlar. Lütfen alışmayalım bu olaylara ve susmayalım!



14 Aralık 2016 Çarşamba

Kötü zamanlar

Yılbaşına yaklaşırken güzel şeyler yazmayı planlıyordum ama son haftalardaki gündem o kadar kötü haberlerle dolu ki, içimdekileri yazmayı istedim. 

Geçtiğimiz Cumartesi akşamı Beşiktaş-Bursa maçından sonra çelik kuvvet güçlerine yapılan terör saldırısında 44 genci kaybettik. Hepsi gencecik, daha hayatlarının baharında insanlar. İşine yeni başlamış, yeni çocuk sahibi olmuş, üniversitede okuyan, hayallerine henüz ulaşamamış. Aileleri cenazelerinde deli gibi olmuş, inanamıyorlar kaybettiklerine sevdiklerini. Göz yaşlarının hesabı yok. Yazık, çok yazık. İstanbul'un bu kadar merkezi bir yerinde kilolarca bomba dolu bir aracın fark edilememesi, bilinememesi o an ışıkta bekleyen arabadakilerin, otobüse binip evlerine dönmeyi bekleyen çelik kuvvet güçlerinin canına mal oldu. Yaşı, mesleği, görevi ne olursa olsun, senin, benim, onun amcası, abisi, ablası, kardeşi öldü. Hayalleri öldü, umutları öldü, geleceği öldü, gündüzleri, geceleri öldü. Evinde eşyaları en son bıraktığı gibi kaldı, yataklarında son kokusu, sevdiklerinin kulaklarında son söyledikleri. Bırakıp gittiler bizi birer melek olarak, bir daha dönmemek üzere.

Çok acı, çok fazla acı. Allah'tan yaralılara acil şifa, başta yakınları ve tüm sevdikleri olmak üzere hepimize baş sağlığı diliyorum. Bir daha böyle kara günleri yaşamayalım inşallah. 

Aynı şekilde komşu ülkemiz Suriye'de de bir insanlık dramı yaşanıyor. Kurtarılmak için yalvaran insanlar, her an bir bomba korkusuyla, bir kurşun korkusuyla yokluk içinde hayat mücadelesi veren insanlar. 

Dil, din, ırk, mezhep, cinsiyet değil, insanları birbirinden ayıran vicdan sahibi olup olmamaları gerçekten. Bir insan toplu katliam yapmayı nasıl bir ruh haliyle karar verir? Hiç bir sebep insan öldürmek için, ya da buna kast etmek için geçerli bir sebep olamaz. Şiddet şiddeti doğurur. Etki-tepki yasası her zaman ve her yerde geçerlidir.

Her gün kadına şiddet haberleri izliyoruz, kendinden fiziksel gücü az bir insana şiddet uygulamak neyi kanıtlar? Güç mü? Hayvanlar hayatta kalmak için birbirini öldürebilir ama biz akıl, benlik ve özgür seçim yapabilme yeteneği olan varlıklar olarak birini öldüremeyiz. 

Dünya üzerinde her gün fikirleri, istekleri birbirinden farklı oldukları için insanlar birbirini öldürüyor. Uzlaşmak bu kadar mı zor? Hoşgörü, tolerans, anlayış bu kadar mı zor? Hayır, halkımız cahili kabul etmiyorum! Okumakla insanın cehaleti gitmiyor. Cehalet ancak saf bir kalbe yani vicdana sahip olmakla ortadan kalkar. Doğruyu yanlışı ayırt edebilmeyle. Bu sebeple hepimize çok büyük pay düşüyor. Bunu gördüğümüz her çocuğa öğretmemiz lazım. Doğruyu, yanlışı ayırt etmeyi, insani değerleri. 

Önce "insan" olmamızın hakkını vermemiz lazım. Karşımızdakinin eğitim seviyesi bizden düşük diye küçümsememeli, onu da dinlemeli, anlamalı, insanları kötüyü seçmeye iten sebepleri bulup, bunları ortadan kaldırmalı, doğruyu sorularla buldurtmalıyız. Yoksa doğayı ve kendi türümüzü katlederek yavaş yavaş kendi sonumuzu getireceğiz. 

Hayır, ben ümitsiz değilim. Dünyada bunca şiddete rağmen, bizi sevgi ve hoşgörü kurtaracak. Yeter ki bizden farklı olanlara empati kurabilelim, farklarımızla birbirimizi kucaklayalım.

Umut insanın peyniri, ekmeği, yaşama sebebi. Bizim de iyi bir geleceğe dair umudumuzu kaybetmememiz, kenetlenmemiz lazım. Zaman birlik zamanı.

  

4 Aralık 2016 Pazar

Adım Adım Yılbaşına Doğru-1

Yılın en sevdiğim aylarından birine girdik: Aralık! Yaklaşan yeni yılın heyecanı, biten bir yılın muhasebesi, yeni dilekler, yeni umutlar ve yeni kararlar! Yenilenmek hayatın her evresinde ihtiyacımız olan bir şey ve yeni yıl da bunun için güzel bir zaman.

Yeni yıl için evde hazırlıklar yapmaya başladınız mı? Ben yavaş yavaş evi yılbaşı için dönüştürmeye başladım. Salondaki büfenin üzerinde ne var ne yoksa kaldırıp, çam ağaçlı, kırmızılı, kardan adamlı dekoratif süsleri, bibloları, mumlukları çıkardım. Henüz yılbaşı ağacı meydana çıkmadı ama belki ona da bugün el atarım. Evin kırmızı, yeşil ve parlak tonların hakim olduğu bir hale dönüşmesini seviyorum!

Size de ilham vermesi için bugün beğendiğim bir kaç yılbaşı dekorasyonu fikirlerini fotoğraflarla paylaşacağım. Sizin de ihtiyacınız olan bir şeyler olabilir.



Belli bir renk tonunu baz alarak dekorasyonunuzu onun etrafında tasarlayabilirsiniz. Örneğin mavi tonlarının hakim olduğu bir yılbaşı dekorasyonu düşünürseniz, yılbaşı ağacına mavi ve dore tonlarında süslemeler alabilirsiniz, mavi renkli fiyonklarla süslenmiş ağaç dallarını pencere ya da kapılarınıza asabilirsiniz. 

(Küçük bir not, yılbaşında süsleme için ağaç kesilmesine kesinlikle karşıyım, sadece budanmış dalların ya da plastik çam ağaçlarının kullanımını tavsiye ediyorum.)



Ben sadelikten yanayım diyorsanız, oturma odanızda bir tepsi içerisinde doğal renklerde mum, kozalak gibi bir kaç doğal malzemeyi birleştirip sade bir şıklık yaratabilirsiniz. 

Ben de bu sabah evi toparladıktan sonra kendime bir slogan buldum: "Less is the best!" "Daha az, en iyisidir!" Bunu yazıp evin muhtelif yerlerine asarak kendime evde sahip olduğum eşyaları kullanıp kullanmadığımı sorgulatıp kullanmadıklarımı geri dönüşüme ya da birilerinin ihtiyaçlarını karşılamak adına göndermek planındayım.




Kırmızı favori renklerimden birisi ve yılbaşı dekorasyonu için de çok yakışıyor. Kırmızı-beyaz fenerlerle masa üstünü ya da raflarınızı süsleyerek, yılbaşı akşamı ana ışıkları kapatıp yalnız yan ışıklar ve mumlarla geceyi geçirebilirsiniz. 



Bir üstteki resimdeki fikir benim çok hoşuma gitti. Sizde ne etki bıraktı? Kurumuş bir sarmaşık tipi bitki üzerine küçük yıldız ışıklar ve kolayca yapabileceğiniz bir kaç yıldız deseni ile evinize kendi imzanızı atabilirsiniz.




Kellaynan benim instagramdan da takip ettiğim bir blogger. Kendisi kesinlikle çok zevkli bir kadın ve zarafeti, gösterişi seviyor. Onun evine ait bu fotoğraftaki parlak kule fikri benim çok hoşuma gitti. Benzerini evde de yapabilmek mümkün, bir karton destek ve üzerine simli kaplama kağıtları ile kolayca yapabilirsiniz. Ya da isterseniz üzerini sim de kaplayabilirsiniz. Yapışkan simleri kırtasiyelerde bulmak mümkün. 



Yılbaşı ruhunu sadece oturma odası ya da salonla sınırlı tutmamak lazım. Bu dönemde yılda bir kere geliyor, keyfini çıkartmak lazım. Mutfaktaki beyaz dolaplara kırmızı kar taneleri pek bir yakışır. Satın almak, ya da bir DIY sitesinden yapmasını öğrenip kendiniz yapmak size kalmış. Ben kendim yapmayı her zaman daha zevkli buluyorum.




Son bir fotoğrafla bugünlük veda ediyorum ama merak etmeyin, yılbaşına kadar bu "Adım Adım Yılbaşına Doğru" serilerim devam edecek! 
Fikrimiz bol, evlerimiz huzurlu ve bizi yansıtan evler olsun.

Sevgiler, iyi pazarlar!

27 Kasım 2016 Pazar

Kış Dekorasyonu-2

Merhaba,

Dün güneşli bir cumartesiydi ama bugün hava yine kapalı. Kasım ayının son hafta sonundayız, Aralık kapıda. Evde kış dekorasyonu fikirlerine kaldığımız yerden devam edelim:

Kış mevsimine ekose desenleri, geyik, kar tanesi baskılı kırlentler, battaniyeler, halılar çok yakışıyor. Koltuğunuzun renklerine uygun bir kaç farklı desenli ya da baskılı kırlentle hızlı bir etki değişimi yaratabilirsiniz.



Evde kışın en pratik yapabileceğiniz dekoratif süslerden birisi de çam kozalaklarından yapılan süslerdir. İsterseniz dore ve altın renklerde boyayarak bir kapı süsü ya da vazolarınızın içini doldurmak için kullanabilirsiniz.  






Çam ağacı dallarından -plastik ya da budanmış çam dallarından- raf ya da masa süslemeleri kış ruhuna iyi gelebilir. 



Doğal renklerde aksesuarlar seçerek, orta sehpaya bir tepsi ya da hasır bir sepet içerisinde bakır bir kase içerisinde kurumuş çiçekler, mumlar ve okumak istediğiniz kitaplar koyarak bir odak noktası oluşturabilirsiniz. 

Hem bir sepet ya da tepsi kullanmanın güzel tarafı örneğin bir tabak, bardak koymak istediğinizde hemen tepsiyi başka bir yere kaldırıp sehpa üstünü hızlıca açabilirsiniz. 



Yıldız formlu masa örtüleri, ahşap süslemeler hepsi bu mevsimin etkilerini evinizde yaşamanızı sağlar. Siz sadece evinizi sevin ve ona zaman ayırın. Gerisi yaratıcılığınızla bu fikirleri evinize uygulamanıza bakar. 



Tavandan bir ışık kaynağı kullanmak yerine yan ışıklandırmalarla odayı destekleyip biraz loş, ama bölgesel olarak ışık ihtiyacınızı karşılayacak bir ortam yaratabilirsiniz.

En keyiflisi de kendimize sıcak ve keyifli bir köşe hazırlayıp sıcacık çay ya da kahvenin keyfine vararak kitap okumak, örgü örmek ya da sevdiğimiz başka bir hobimizle ilgilenmek herhalde.

Bir kış çocuğu olarak, sıcağı daha çok sevip, kışın hep hasta olsam da, kışın getirdiği bu güzellikleri, evde daha çok zaman geçirip kitap okumayı, film izlemeyi, evin köşe bucağını gezip bir şeyleri değiştirmeyi de seviyorum.

Evinizdeki kış değişiklikleri ile beraber, siz de hayatınızda neleri değiştirmeyi istediğinizi düşündünüz mü?

Güzel bir Pazar günü olsun !
Sevgiler,

22 Kasım 2016 Salı

Kış Dekorasyonu-1. bölüm

Merhabalar,

Malum önümüz kış, yılbaşı yaklaşıyor bir yandan da. Evimize bir yeni yıl ve kış ruhu getirmek için neler yapabiliriz diye düşünüp biraz ilham aradım ve bunları nereden bulabileceğime baktım.

Mumun hem romantik hem de sıcak bir ortam yarattığına inanıyorum. Mum kışın olmazsa olmaz bir parçası evde. Masanın üzerine eskitme bir ahşap blok içine biraz kozalakla mumlar çok güzel gitmez mi?




Bu mumları IKEA'da bulabilirsiniz.

Kışın daha doğal malzemeleri örneğin yün battaniyeleri, pamuk kırlentleri, doğal ahşap mobilyaları, hasırdan malzemeleri dekorasyonda kullanmak eve sıcaklık etkisi katacaktır.



Aydınlatmada ana lambalar yerine dekoratif led aydınlatmaları yatak başında, aynanızın kenarında ya da duvara bir bant yardımı ile yapıştırıp odanıza soğuk kış akşamlarında romantik ve rahat bir hava taşıyabilirsiniz.





Fener deyip geçmeyin, akşam olup işten eve döndüğünüzde zevkinize göre kokulu ya da kokusuz mumlarla fenerlerinizi yaktığınızda odada sıcak, rahat bir ortam oluşur. Ben en son leylak kokulu mumlar almıştım, onları kullanıyorum ama esanslı mumlar konusunda yaratıcılığın sonu yok. Tepe Home'daki "Yankee Candles" bu konuda son noktalardan biri. Ama anladığım kadarıyla internet satışında tüm ürünleri yok, mağazaya gitmek lazım.    



Evde kendinize bir kış köşesi hazırlayın, evinizde şömine ya da soba varsa bunun yanında olması soğuk kış gecelerini sıcak geçirmenizi sağlayabilir. Yok mu, o zaman da kalorifer kenarında bir köşede yanınızda kitaplarını veya sahlebinizi, çayınızı, kahvenizi koyabileceğiniz bir masa, yumuşak kumaşlı bir minder, tüylü bir halı ve kırlentler yeterli olacaktır. Tabi ki bolca kitabı da unutmamak lazım. Soğuktan eve kapandığımız bu günleri faydaya çevirmenin en güzel yolu bol bol kitap okumak. 




Yaşadığımız onca kötü şeyleri geride bırakıp toplumca içten gülmeyi başarabileceğimiz mutlu ve huzurlu günler yaşayabilmek dileğiyle. Haberleri izlemeyi reddetmeyi istesem de bu ülkede yaşıyorum, bu ülkede olan biteni bilmek zorundayım. Bir mucize olsun ve insanların içindeki hırslar, düşmanlıklar, nefretler silinsin lütfen.  

Evinizden ve kalbinizden sevgi eksik olmasın. Her şey sevmekle başlar.

Sevgiler,



16 Kasım 2016 Çarşamba

Barcelona Seyahat Günlüğü: 4. Gün

Barcelona'da 4. günden merhaba. İlk 3 günde görülecekler listemizin büyük bir kısmını bitirdiğimiz için 4. güne telaşsız ve sakin başladık.




Öncelikle ilk göreceğimiz yer Picasso Müzesi idi. Ama müzeye önceden bilet almadığımız için yaklaşık bir saat sonrasına bilet alabildik ve bu aralığı değerlendirmek için de El Born BCN'ye gittik ve civardaki sokakları dolandık. 






Bu arada müze Pazartesileri kapalı, giderseniz buna dikkat edin. Ücreti de 11 Euro'ydu biz gittiğimizde.

Picasso Kübizmin öncüsü, Malagalı dahi bir ressam. Barselona'daki Picasso müzesinde Picasso'nun özellikle ilk öğrenme evrelerindeki resimleri bulunuyor. Bu müze 1963 yılında açılmış ve resimleri Picasso'nun arkadaşı ve kişisel sekreteri olan Jaume Sabartés sağlamış. Müzenin binası da bir saray: Palau Aigular


14 yaşındaki Picasso resimlerinden 70 yaşlarındaki yaptığı resimlere kadar sırayla gezdiğinizde dahi bir ressamın hayatının fazlarını görüyorsunuz bir yandan da. Küçükken büyük olmak, büyüdüğünde tekrar çocuk olmayı isteyen insanın hayatı. Tüm sergiyi gezdikten sonra hissettiğim şey bu oldu. Küçük yaşta yaptığı realist resimlerden sonra, kübist, sürrealist resimlere doğru kayıyor Picasso. Buradaki önemli eserleri "Blue Period" diye isimlendirdiği mavi tonlarında yaptığı eserler, Las Meninas serisi (Bir resmin çizmek için her bir bölümü ayrı olarak çizerek sonunda farklı bir şekilde birleştirmiş. )

Las Meninas



Bu arada Barselona'ya ve Paris'e ait burada yaşarken esinlenerek yaptığı bir çok eseri de var. Aşağıdaki de Paris'te yaptığı bir resim.


Merak ettiğiniz diğer şeyler için de sitesini buradan ziyaret edebilirsiniz.

Picasso müzesinin şanına yakışır da bir binası var. Binasına da ayrı bayıldım!




Oradan çıkıp Camp Nou'ya diğer adıyla Barcelona Stadyumuna gittik. Orada stadyumun ben dışını gezdim, Erkan'ı da zorla içini gezmeye gönderdim. :) O gezerken ben de stadyum merdivenlerinde oturup Laurent Gounel'in "Un homme qui voulait etre heureux"'sünü okudum. Hava çok güneşli ve güzeldi.










Stadyum çok büyük, "Camp Nou Tour" diye stadyumun içinde tur atabiliyorsunuz, FC Barselona takımının tüm ödülleri, takımın soyunma odasına filan girmek mümkün. Benim en çok stadyumundaki yazı hoşuma gitti: "Mes que un club" (Bir kulüpten fazlası) Barselona takımının taraftarları da koyu taraftarlar. Aynı Katalanların kendi ülkelerine, bayraklarına bağlılıkları gibi. Bilet kişi başı 23 Euro.





Çıkışta da yemek yiyerek otele döndük. Metro ile ulaşım Barselona'da çok kolay. Dönüşte de Plaça Reial'da oturup, sonrasında da La Ramblas'ın akşamını ve Barselona Katedrali meydanının akşamını bir kere daha yaşayıp otele döndük . 





Barselona'daki 4 günümüz de çok keyifli ve güzeldi. Ekim başında bile gidilecek kadar sıcak, sokakları çok hareketli. Bir kere gidince hep gitmek, orada yaşamak isteyeceksiniz hatta! :)



Sevgiler,
Ayşe  



Fırında Sütlaç Tarifi

Merhabalar, Şu sıralar doğum izninden dolayı evde olduğumdan dolayı yemek yemeye ve yapmaya sardım. Normalde işe giderken yemek yapmak ...