31 Ağustos 2015 Pazartesi

Gezelim, görelim: Büyükada

Uzun zamandır bir "Büyükada'ya gidelim." vardı dilimizde. Bugüne nasip oldu. İstanbul'da 5 yıl kalmama rağmen İstanbul'un tarihi ve doğal güzellik olarak bayağı bir yerini gezmediğimi fark ettim. Çoğu yerini İstanbul'a yerleşmeden önce ya da ayrıldıktan sonra keşfettim. Büyükada da bunlardan biri oldu. Yaz döneminde (15 Eylül'e kadar devam ediyormuş.) Yalova'dan vapurla geçilebiliyor. 

Vapur yolculuklarının ayrı bir keyfi var. Güzel bir yer bulup zihnini ve gözlerini denize bırakmak insana huzur veriyor.



Büyükada'ya Yalova'dan 1 saat 15 dakikada gittik. İki kişi gidiş- dönüş bilet ücreti 50 TL. Bence uygun bir fiyat. Adada ilk dikkatimi çeken İstanbul vapur iskelesi oldu. Genelde gar ve iskele gibi yerlerde Türk mimarisinin güzel örnekleri var İstanbul'da. 



Adaya adım atar atmaz upuzun bir kuyruk gördük. Meğer fayton kuyruğuymuş. Adada ulaşım bisiklet ve faytonlarla yapılıyor. Çok hoşuma gitti, keşke her yerde şehir içi ulaşım bisikletle yapılabilse dedim. Aklıma Delft geldi. Bu arada bisikletinizi vapurda taşıyabilir, ya da orada  bisiklet kiralayabilirsiniz. Günlük 20 TL-30 TL arasında değişen fiyatları var.



Büyükada'da beyaz rengin ve ahşabın ağırlıkta olduğu yazlık evler, villalar ve konaklar var. İnsanın baktıkça bakası geliyor bu özenle yapılmış evlere. Hele de pembeli, morlu begonvilleri! Evlerin girişini nakış gibi işlemişler. Benim en çok sevdiğim evlerden biri aşağıdaki ev oldu.



Biz adaya girer girmez kendimizi ara yollardan Aya Yorgi yoluna verdik. Normalde faytonla tur da yapılabiliyor. Ancak biz yürümeyi tercih ettik. Aya Yorgi'deki kilisenin M.S 6. yüzyıla dayanan bir tarihi varmış. İçine girdik ancak fotoğraf çekmek yasak olduğu için çekemedim. Duvarlarındaki resimler, tablolar ve avizeleri ile görkemli bir kiliseydi. Açıkçası nedense adada o kadar güzel bir kilise görmeyi beklememiştim. Ama içine girince hayran kaldım. 





Aya Yorgi tepesine çıkarken çok yorulduk, çünkü ciddi anlamda uzun bir yol sonunda yokuş tırmandık. Giderkene kesinlikle spor ayakkabı ya da rahat bir ayakkabı giyin. Oraya varınca ama kesinlikle iyi ki gitmişim diyorsunuz. Muhteşem bir Ada, İstanbul ve Marmara Denizi manzarası var. Orada "Yücetepe Kır Gazinosu" diye bir mekan var. Oranın müthiş manzarasında lezzetli yemeklerini yiyip, çayınızı, kahvenize içerek yorgunluğunuzu unutabilirsiniz. Yukarıdaki resmi Yücetepe'den çektim.

Yürüyerek çıktık dedim ama dönüşte aynı şeyi yapmayalım dedik ve faytonla indik. Kaç kilometre yol yürüdük giderkene çok merak ediyorum. Bilen varsa söylesin.

Başka neyini denemeden dönmeyelim derseniz, "Tarihi Prinkipo Dondurma" diye bir dondurmacı var. Ekstra büyük külahlarda neredeyse her çeşit dondurma mevcuttu. Bu kadar büyük külahları daha önce hiç bir semtte görmedim. Adaya yolunuz düşerse mutlaka deneyin. Ayrıca sahilde de çok fazla restaurantı vardı, ama biz onları denemedik. Seçenek bol. 


Yukarıdan güzel seyir terası olan bir de Kahve Dünyası da var. Binası 3 kat, en üst kattan iskelelerin ve denizin çok güzel manzarası var. Aşağıdaki fotoğrafı da oradan çektim.




Bir çok hediyelik eşya da mevcut. Eşim bana bugünün anısına bir bisiklet şeklinde dekoratif süs aldı. Bundan adada çok yerde satılıyor, aynı zamanda magnetler, el işi bandanalar, şallar gibi bir çok alternatif de mevcut.



Ve son olarak 30 Ağustos Zafer Bayram'ımız kutlu olsun. "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" diyen Ata'mın büstüyle veda ediyorum. Çok söze gerek yok aslında, Ata'm az ve öz bir cümleyle çok güzel ifade etmiş. Anlamsız savaşların, ölümlerin bitmesi dileğiyle.   İyi haftalar olsun.




25 Ağustos 2015 Salı

Gezelim, görelim: Liman Restaurant

Merhaba sevgili dostlar,

Çok güzel bir 3 günlük tatili geride bırakmanın hem hüznü, hem de o güzel günlerin taşıdığı mutlulukla bugün işe başladım. Bergama bana çok iyi geldi. Taşını toprağını bile özlüyorum resmen.

Bu hafta sonu çok sevgili dostum Gülçin'in Bergama'da düğün ve kına töreni vardı. Biz Gülçin'le aynı lisede 4 yılımızı ama bunun yanında da çok güzel bir dostluğu paylaştık. Bir zamanlar beraber okul kıyafetlerimizle  dolaştığımız arkadaşlarımı şimdi gelinlikle -damatlıkla görüyor olmak çok duygulandırıyor beni. Yıllar çabuk geçiyor. Çok hızlı büyüdük sanki. Gülçin ve Ender'e buradan da bir ömür boyu mutluluklar diliyorum. 

Size bugün eşimle gittiğimiz güzel bir mekanın önerisini yapmayı istiyorum: Liman Restaurant. Yolunuz Çınarcık'a düşerse (Yalova'ya 12 km, Bursa'ya 82 km mesafede) bu mekana uğrayın derim. Öncelikle Çınarcık Marmara Denizi kenarında sakin bir sahil kasabası. Biz geçen hafta gittiğimizde her yer denize giren, güneşlenen insanlar, yönetmen koltuklarına yerleşip sohbet eden emekli amcalar, teyzeler, sevgilileriyle motor süren gençler ile bayağı kalabalıktı. Çınar ağaçlarının eşlik ettiği yolda kesinlikle huzur akıyordu.

Çınarcık'a gidene kadar acıktığımız için ilk gördüğümüz dükkanda burada nerede ne yenir diye danıştık. Dükkan sahibesi bir kaç yer sayıp ama Liman Restaurant çok güzeldir, müdavimleri çoktur deyince yürüyüş mesafesi olarak uzak da olsa oraya gitmeyi kafamıza koyduk. Çınarcık Liman'ının hemen karşısında bu restaurant. Denize yüzünüzü dönüp, sahil boyunca sağ tarafa doğru dümdüz yürüdüğünüzde yol sizi Liman Restaurant'a çıkarıyor. 

İyiki de gitmişiz, hem manzarası hem de yemekleri çok güzeldi. Restaurantın müşteri ilişkileri de iyiydi. Biz çok beğenerek döndük. Balıkları çok taze, lezzetli. Kırmızı et ürünleri de bulabiliyorsunuz. Mezeler de çok iyi. Biz Girit ezmesi, kırmızı biber salatası, deniz börülcesi ve çoban salatası ile Akdeniz salatası aldık. Yemek olarak da mezgit tava söyledik. Ama neredeyse hem yerli, hem ithal yaklaşık 10 çeşit balık var. Hem kültür, hem deniz balıkları. 




Mekanın ön kısmında üzümlerin altında yemeğinizi yiyorsunuz, ahşap mimarisinin verdiği sıcaklık ile kendinizi müthiş huzur içinde buluyorsunuz. 



Size bir Çınarcık manzarası ile veda ediyorum, sevgiyle kalın. İnsanların birbirine duyduğu kin ve nefretin arttığı böyle bir zamanda sevgiden başka sığınılacak bir şey yok. 



19 Ağustos 2015 Çarşamba

Akdeniz Stili Evler

Akdeniz stili İtalya, Yunanistan gibi Güney Avrupa ve Tunus, Fas gibi Kuzey Afrika ülkelerinin ve ülkemizin dekorasyon tarzını birleştirir. Sıcak iklimlerin dekorasyon tarzı da, insanları  da sıcaktır.

Görkemli sütunlar, terra cotta karolar, kemerli pencereler, sıva kaplanmış dış cephe bu evlerin mimari özelliklerinin başında gelmektedir. 

Aynı şekilde ferforjeler, renkli desenli çiniler, rustik ahşap kirişler ve tabi ki olmazsa olmaz rengarenk kilimler iç dekorasyonun parçalarıdır.

Vitray ve kilden yapılmış aksesuarlarla da Akdenizli evinizi tamamlayabilirsiniz.

Bu dekorasyon tarzını evinize yansıtmak için bu fotoğraflardan ilham alabilirsiniz.

Alçak ve sağlam koltuklar, desenli yer karoları 

     senyoretacanyella




Geniş ve bol bölmeli camlar


 Kuzey Afrika ülkelerinden esinlenen oymalı mobilyalar ve işlemeli cam aydınlatmalar


Büyük, yüksek tavanlı ferah evler, otantik aydınlatmalar




houzz

14 Ağustos 2015 Cuma

Evde kumpir yapımı

Merhaba sevgili dostlar,

Evde kumpir yapmaya yeni döküm kapalı tava ile başladık. Öyle bir tava ki her derde deva, her yemeği yapmaya uygun neredeyse. Çok az yağla ya da yağsız bir çok şey pişirilebiliyor, etten tutun da sebzeye, hatta mısır patlatmaya kadar her şeyi yapabiliyorsunuz. Bu maharetli tava nasıl bir şey diye merak ederseniz internette bir benzerini buldum. 

Kumpir geçmişimin Ortaköy öncesi var mıydı hatırlamıyorum ama Ortaköy'de yaşamak benim için milat oldu diyebilirim. Ortaköy çoğumuzun bildiği itibariyle kumpir ve wafflecılarıyla meşhur. Ben de patates püresini de çok seven bir insan olarak kumpir müdavimi oldum. Dün de sevgili dostlarımız konuğumuzdu. Biz papatesleri közleyip, içleri hazırladık, herkes kendi kumpir tasarımını yaptı.


Malzemeler:

Büyük boy patates
Tereyağı
Kaşar peyniri
Konserve mısır
Konserve garnitür 
Yeşil ve siyah zeytin- ezme de olabilir
Kornişon turşu
Sosis
Acuka 
İsterseniz üzeri için mayonez ve ketçap
Közlenmiş kırmızı biber

Önce patatesleri güzelce yıkayıp kumlarından arındırın. Sonra onları alüminyum folyoya sarıp, evde böyle bir tavanız varsa tava ile değilse de fırına koyarak pişirin. Fırının önceden 180-200 derece ısıtılmasında yarar olur düşüncesindeyim. Tavada ben direkt koyup, ocağı açtım ama yaklaşık 1 saati aldı pişmesi. Pişip pişmediğini bıçak batırararak sertliğinden anlayabilirsiniz. Yumuşak olması gerekiyor. 

Piştikten sonra patatesi ortadan ikiye yarıp, kaşıkla içini püre haline getirin, bu sırada tereyağını eklerseniz daha kolay olur işlem. Sonrasında da kaşar peynirini rendeleyip içine atın. Burada her şeyi istediğiniz miktarlarda ekleyin çünkü damak zevki çok kişisel bir şey. Sosisleri ince doğrayıp, biraz yağ ve salçalı su ile pişirin. Kornişon turşuyu ince dilimleyin. Közlenmiş kırmızı biberi doğrayın. Tüm malzemeleri yerleştirin ve üzerine isteğe bağlı  ketçap ve mayonez koyarak servis edin.

İnanın evde yaptığınızın lezzeti, dışarıda yediklerinizle kıyaslanamaz.
Afiyet olsun!

Yeni masa örtü takımım da çok sevdiğim bir arkadaşımın hediyesi. Dün ilk defa kullandım ve çok sevdim. Masa örtüsü, peçetesi ve runnerıyla floral bir masa örtüsü takımı.






12 Ağustos 2015 Çarşamba

Siz antrenizi nasıl alırdınız? 5 farklı tarzda antre önerileri

Evimizin dışarıdan gelenler için ilk izlenimlerini edindiği yer antre. Genelde ev dekore edilirken tüm odalara aşırı bir itina gösterilir ama antre biraz boynu bükük kalır. Oysa ki ilk izlenim daima önemlidir. Gelin beraber antremizi nasıl farklı tarzlarda dekore edebiliriz bakalım:

1.) Country Stili

Country stilinde ham ahşap, hasır gibi doğal malzemeler, doğayı eve taşıyan bitkiler, çiçekler  ve floral desenler kullanılır. Evin bol miktarda gün ışığı alması sağlanır, ya da aydınlık etkisi yaratacak beyaz rengi ve aynalar kullanılır.

Beyaz klasik İngiliz tarzı bir konsol, hasır sepet ve değişik formlardaki saksılar içinde çiçekler ve uçuşan tül parçaları ile oldukça hoş bir karşılama, değil mi? 

Ham ahşap kasa ve hasır sepetler güzel bir depolama çözümü olabilir. Evin girişine bir kilim serebilir ya da doğal malzemelerden bir paspas serebilirsiniz.


2.) Vintage Stil

Ruhu olan eşyalar daima kullanılmışlığı, birlikte bir şeyler yaşanmışlığı olan eşyalardır. Hatırlarınız gibi onlar da değerlenir. Antrenize aile yadigarı ya da ikinci el dükkanlarından alabileceğiniz güzel, işlemeli bir pirinç ayna ile konuklarınızı ve kendinizi karşılayabilirsiniz.

Ben de vintage tarzını çok seviyorum, ama özellikle giyimde. Ondan alyans ve gelinliğimi de vintage seçmiştim. Antrenizde vintage bir konsol üzerine mermer bir vazoda uzun çiçekler koymak da hoş bir fikir olabilir.




cathy-kincaid

3.) Klasik Stil

Klasik stil genelde koyu renkleri barındırır. Kahve tonları, lacivert, siyah başlıca renkleridir. Klasik bir konsol seçimi ile başlayabilirsiniz. Girişte ışık önemli, klasik lambaderler ile hem ışık ihtiyacınızı karşılayıp, hem de şıklık yaratabilirsiniz.




4.) Modern Stil

Klasiğin tersine modern stil endüstriyelleşmenin getirdiği fabrika tipi üretim eserlerini içerir. Yaratıcılığınızla antrenizi daha zevkli hale getirmek sizin elinizde. Hatta mümkünse sizi en mutlu edecek fotoğrafları girişte sergileyin. Her baktığınızda gülümseyerek eve girin, evden çıkın ve gününüz güzel geçsin.



typicaldomesticbabe

5.) Eklektik Stil

Eklektik stil, diğer stillerin bir karmasıdır. Vintage bir konsolla, modern bir aynayı birleştirmek gibi. Evinize seçtiğiniz eşyalarla tarzınız az ya da çok bellidir. Siz de buradan yola çıkarak antrenizi yenileyin ve eviniz sizin için dönmekten huzur duyacağınız bir yer olsun.









Olabildiğince farklı örnekleri bulmaya çalıştım. Peki siz evinizde nasıl bir antreye sahipsiniz? Hangi tarzlar daha çok hoşunuza gidiyor? Bir evi mutlu ev yapan nedir?

Cevaplarınızı merak ediyorum.

Güzel bir Perşembe olsun hepimiz için, sevgiler!




6 Ağustos 2015 Perşembe

Ağustos fikirleri - August ideas

Ve aylardan Ağustos gelir. Bu sene yaz geç geldi, umarım da erken gitmez. Her ne kadar bazen sıcak rahatsızlık vermeye başlasa, dayanılmaz olsa da, güneşi seviyorum. Her ne kadar kışın doğan biri olsam da, yaz insanıyım. Yaz ruhuma iyi geliyor. Deniz, güneş, kum, o mis gibi iyot kokusu... Evde hep bir yaz, deniz havası yaratmanın yollarını arıyorum.


And August has come. This summer arrived late, i hope it doesn't go early. Although the weather is sometimes inconvenient, i love sun. Born in winter, i am a fun of summer. Summer feeds my soul. Sea, sun, sand and the smell of the iodine... I search for the ideas of a maritime house.












Yaz hiç bitmesin!
I wish summer would never end!

Sizin Ağustos fikirleriniz neler?
What is your idea for August?

Fırında Sütlaç Tarifi

Merhabalar, Şu sıralar doğum izninden dolayı evde olduğumdan dolayı yemek yemeye ve yapmaya sardım. Normalde işe giderken yemek yapmak ...