7 Ocak 2018 Pazar

Kolay pizza tarifi

Onca zamandır yazamadım, bu aralar hem işte, hem de evde yapmam gerekenlerin listesi ile yaşıyorum. Neyse ki listeyi bu hafta bayağı azalttım, biraz kafam rahat. Burada hiç bahsetmemiştim, biz şu sıralar kızımızın doğumuna gün sayıyoruz. Mayıs ayında başlayan serüven ya bu ayın sonunda ya da Şubat başı gibi sona erecek ve en tatlı hediyesini kucağımıza almış olacağız. Sağlıkla gel Ece!

Bugün de hazır pizza yapmışken ve blogumda da bu tarifi paylaşmadığımı fark etmişken, tarifimi paylaşayım dedim.

Malzemeler:

Hamuru:
  • İnstant maya (Ben Dr Oetker'i kullanıyorum ama farklı markalarda da var.)
  • 2 bardak kadar ılık su (mayalanma ve yoğurma için)
  • 4 bardak un
  • Tuz
  • 1 çay bardağı zeytin yağı

Sosu:
  • Bir kaşık domates salçası
  • Kekik, pul biber, karabiber (isteğinize göre şekillendirebilirsiniz.)
  • Bir yemek kaşığı zeytinyağı
Üst malzemeleri:
  • Rendelenmiş kaşar peyniri (isteğe bağlı mozeralla, tulum peyniri, beyaz peynir vs. de kullanabilirsiniz.
  • Sucuk
  • Mantar
  • Konserve mısır
  • Zeytin
  • Biber
  • Bu listeyi nelere sevdiğinize göre çeşitlendirebilirsiniz. (Biz bir kere ton balıklı bile denedik. )

Yapılışı:

  • Öncelikle geniş bir kap içerisinde 4 bardak unu döküyoruz. 
  • Toz mayayı bir çay bardağına koyarak üzerine ılık suyu döküp güzelce karıştırıp erimesini sağlıyoruz. 
  • Kaptaki unun ortasına bir havuz açıp mayayı buraya döküyoruz.
  • Unun kenarlarına istediğimiz kadar tuzu ekliyoruz
  • Bir çay bardağı zeytin yağını da döküp hamuru azar azar ılık sudan ekleyerek yoğuruyoruz. Kulak memesi kıvamında bir hamur olana ve güzelce un-yağ-su karışana kadar yoğuruyoruz. 
  • Sonra ben üzerini ılık suda ıslattığım bir temiz bezle örtüp beklemeye alıyorum. Yaklaşık 15-20 dakika beklemesi yeterli oluyor ama kontrol amaçlı yumuşaklık ve kabarmasını kontrol edin. Bu sürenin sonunda hamur kabarmış ve yumuşamış olmalı.

  • Hamur beklerken, kaşarları rendeleyip; sucuk, biber, domates, mantar mevsimine göre ne kullanıyorsanız ince ince doğrayın. 
  • Bir çay bardağına bir yemek kaşığı salçayı içine baharatları ve zeytinyağını ekleyip bir miktar da ılık sudan ekleyerek karıştırın, yaklaşık yarım çay bardaklık karışım bir pizza için yeterli oluyor. Sosunuz hazır. Ben bu sefer evde yazın yaptığımız domates soslarından vardı, salça yerine onu kullandım.
  • Fırını 140-160 derece arasında ön ısıtma yapın.
  • Hamur hazırsa fırın tepsisine önce yağlı kağıdı serip sonra üzerine elinizle hamuru alıp, el ayanızla tepsiye doğru bastırarak homojen olarak açmaya çalışın.
  • Üzerine sosu ekleyin.
  • Malzemeleri de kaşardan başlayarak üzerine zevkinize göre dizin.
  • Fırında yaklaşık 20-30 dakika arası pişirmeniz yeterli, 20 dakikadan sonra üzerinin pişmesini kontrol edin. Kızarmaya başlarsa daha erken kapatabilirsiniz.
Afiyet olsun! Güzel güneşli bir Pazar gününün akşamı oldu, umarım keyifli bir hafta sonu geçirmişsinizdir ve yeni hafta da tüm güzellikleriyle gelir.

Sevgiler!








29 Ekim 2017 Pazar

Evde Sonbahar Dekorasyonu

Merhaba,


Sonbaharı günden güne daha çok yaşamaya başladık, yağmurlu, bulutlu havalar, kısalan günler ve evde daha çok geçirilmeye başlayan zamanlarla. Her mevsimin ayrı bir tadı var kesinlikle, buna varabilmek lazım. 

Bu sabah ben de sonbahar da hazır evde daha fazla vakit geçirmeye başlamışken evimizi nasıl daha keyifli ve sonbaharı yaşatan bir hale getirebilirizi yazmayı istedim.

Adım 1 : Elinize bir kağıt kalem alıp odalarınızı gezerek her bir odada değiştirebileceğiniz şeyleri listeleyin. Daha farklı olmasının sizi mutlu edeceği şeyleri de bu listeye ekleyin.

Adım 2 : Hobilerinizi düşünün. Kitap okumaktan mı hoşlanıyorsunuz, müzik dinlemekten mi ya da boyama, örgü gibi hobileriniz mi var? Hobilerinize zaman ayırabileceğiniz bir köşe yaratın. Hasır bir sepete örgü yumaklarınızı ya da kitaplarınızı koyabilirsiniz. Bir berjerin yanına kahvenizi, kitabınızı koyabileceğiniz uygun bir sehpa, bir saksı yeşil bitki ve sevdiğiniz bir iki aksesuarla bir keyif köşesi yaratabilirsiniz. Kendinize özel bir köşeye sahip olmanız size o hobiyi yaparken daha fazla zevk almanızı sağlayacaktır. 




Adım 3: Değişim için seçtiğiniz ilk odadan başlayın. Sonbahar keyfini evinizde yaşamak için örneğin doğanın değişiminden yararlanabilirsiniz. Turuncu yapraklı bir dalı vazonuza koyabilir ya da yapraklardan bir seçkiyi cam bir kasede sergileyebilirsiniz. Kozalakların ve meşe palamutlarını da dekoratif olarak evinizde kullanmanız mümkün. 






Adım 4 : Mutfağınızda da mevsim meyveleriyle görsel bir şölen yaratabilirsiniz. Bal kabakları örneğin çok dekoratif. Çini desenli bir porselen kase içinde ayvaları mutfak masasına koymak da bence güzel fikir.



Adım 5 : Tekstiller de evde değişim için iyi bir adım. Eviniz biraz serin olduğunda kucağınıza alabileceğiniz bir koltuk battaniyesi ya da turuncu, kahverengi, koyu yeşil tonlarda yastık kılıfları güzel olabilir.



Bugün ayrıca çok değerli bir gün. Cumhuriyetimizin kuruluşunun 94. yıl dönümü. Bu vesileyle de hepimizin bayramını kutluyorum, başta Atatürk'ümüz olmak üzere Cumhuriyetin kuruluşunda, Türkiye'nin bağımsız bir devlet olmasını sağlayan herkesi saygıyla ve rahmetle anıyorum.



All pictures by Pinterest

21 Eylül 2017 Perşembe

Eylül, yeni başlangıçların zamanı

Eylül aylarını oldum olası çok severim. Okulun başlangıç dönemi olmasının yanında genelde hayatımızda da yeni başlangıçlara yer açtığımız bir dönem olmuştur. Yazlıkçıların yazlıklarından dönüp şehir hayatına yeniden alışmaya çalıştığı ya da tatilden dönüş sonrası iş hayatına adaptasyon kurma zamanıdır Eylül. Keyiflidir, havalar biraz serinledikçe, "Oh be, iyi ki sonbahar geldi." dedirten aydır. 

Bu Eylül'ü bayramla beraber karşıladık. Sevdiklerimizle, keyifle geçirilen bir tatilin ardından herkes yavaş yavaş evlerine döndü. Şimdi evimizde ve hayatımızda yeniden düzenli ve organize olma zamanı.



Source: Simply Organized

Evde daha düzenli olmanın yolları peki nereden geçiyor? Öncelikle sadeleşmek lazım. Bazen gerçekten ihtiyacımız olup olmadığını düşünmeden sırf o an hoşumuza gitti diye bir yığın gereksiz şey alıyoruz. Sonra bir gün gelir de kullanırım diye de yıllarca bir köşede bekletiyoruz. Sonuç: Ya hiç bir zaman kullanmıyoruz, ya da senede bir iki kez kullanıyoruz. Ev de içinden çıkılmaz bir hal alıyor.


Source: Mrs Meyers

Açın çekmeceleri, dolapları bakın bir neyi ne kadar kullanıyorsunuz. Neler çekmece derinliklerinde aylardır dokunulmadı? Neleri ihtiyaç sahiplerine verebilirsiniz? Hem paylaşmanın karşılığında tadacağınız mutluluk da cabası. 


Source: Brit.co

Şimdi geriye kalanlar için de her şeye belirli bir yer belirleyin. Örneğin ev ile ilgili evraklar, hobi malzemeleri, kitaplar, ortalıkta dağılıp da karmaşa yaratabilecek her şeye bir yer belirleyin. Bunun için de adım adım ihtiyaçlarınızı belirleyerek organizerlar, evrak çantaları, sepetler alabilirsiniz.

Son olarak da iş düzenli tutmaya geliyor. Bunun için de ne kadar zor olsa da, aldığınız her şeyi geriye yerine bırakmaya çalışın. Zor geliyorsa da en kötü akşam yatmadan önce eşyaları ait oldukları yerlere bırakın. Ya da odadan başka odaya geçerken o odaya ait olmayan eşyaları çıkartın ve yerlerine bırakın. Çöpe atılması gereken bir şey varsa da direkt götürüp atın. 


Source: Brit.co

Benim de Eylül ayı ile beraber ev ile ilgili hedeflerimden birisi sadeleşmek, fazlalıklardan arınmak. Bunu başarabilince ev nefes almaya başlıyor. Temizlik ya da toplama gibi işler daha az zaman alıyor ve geriye kalan zaman tamamen size kalıyor. Eşyalara değil, kendinize vakit ayırın. O zamanlarda da sevdiğiniz aktivitelerle doldurun. Mutluluk garantili. 

Son olarak: Kolay mı olacak? Hayır! Değer mi ? Kesinlikle evet!


Source: Pinterest

Sevgiler ve şimdiden mutlu bir Cuma olsun! Happy Friday!

21 Ağustos 2017 Pazartesi

Evde doğanın izleri

Hayatı çoğunlukla bir koşturma halinde yaşıyoruz, haftalar başlayıp bitiyor biz anlamadan. Sürekli aklımızda yapılacak işler listesi, hayata yetişme peşindeyiz. Az zamanda çok işler yapabilme derdindeyiz, bazen ne kadar yorulduğumuzu da önemsemeden. İş ev arasında gidip gelirken de şehir hayatının getirdiği beton yığınları arasında yaşıyoruz çoğunlukla. Fırsat buldukça da kendimizi yeşil alanlara atmaya çalışıyoruz. Tatilde, hafta sonlarında oksijeni içimize bol bol çekmek istiyoruz.

Aslında doğayı evimizde, her akşam iş çıkışı kendimizi biraz huzur ve dinginlik bulmak için attığımız yerde de yaşayabiliriz. Kendimizi az zamanlarda tadılmış mutluluklardan ise, daha uzun zamanlarda yaşamak bize bağlı. Gelin biraz ilham alacak fotoğrafları inceleyelim.


Doğanın renklerini eve taşımak güzel bir adım olabilir. Hazır önümüz sonbahar, çimen yeşili ve toprak tonlarını bir kaç parça eşyaya taşımak güzel bir fikir olabilir.



Yeşili sev, doğayı koru. Ağaç dikemiyorsan da evinde bir kaç saksı bitki yetiştirmek doğa için bir adımdır. Küçük küçük adımlar da sevgiyi arttırır. 


Doğayı eve getiremezseniz de, hayallerinizi eve getirebilirsiniz. Bir orman manzaralı duvar kağıdı, odanızı bir anda serin ormanların havasına büründürebilir. 



Tellere çamaşır değil, bu sefer çiçek asabiliriz. Çalışma masasının etrafında inanılmaz ilham ve huzur verici bir ortam yaratılabilir.


Böyle bir evde yaşamak da çoğu kişinin hayallerinde değil mi?


Tüm resimler kaynak: Pinterest

Güzelliklerle dolu bir hafta olsun. Ben de artık tatile son iki sayıyorum, yeşili ve doğayı bir arada bulacağımız bir yere gitmeyi planlıyoruz bakalım, umarım güzel olur. :)

Sevgiler!

7 Ağustos 2017 Pazartesi

Yeme içme: Tavacı Recep Usta

Ben bu aralar arayı hepten açtım. Aklımda yazacak bir yığın konu vardı ama sıcaklardan mıdır bilmiyorum, bilgisayar başına geçesim gelmedi. Bu arada Ağustos'un ilk haftasını da bitirmiş olduk. Çoğunluk tatillere gitti döndü, kimileri hala tatil planlarında. Biz de son gruptanız. Ama fırsatını buldukça hafta sonlarını değerlendirmeye çalışıyoruz.

Bir önceki hafta sonu çok sevdiğimiz dostlarımız Duygu ve Caner'i ziyarete İzmir'e gittik. Çok keyifli bir hafta sonu oldu her şeyiyle. Hem hasret giderdik, hem de beraber İzmir turu yaptık. Burada hem yemek lezzetine, hem de mekanın güzelliğine, çalışanlarının inceliğine hayran kaldığım bu restoranla henüz tanışmadıysanız sizi de tanıştırmak isterim: "Tavacı Recep Usta".

"Tavacı Recep Usta" normalde İzmir dışında da bir çok ilde şubeleri olan (Ankara, İstanbul, Bursa, Mersin, Diyarbakır, Konya) meşhur bir et restoranı. Bu restoran bir çok şiirlere, filmlere konu olacak kadar efsane bir yer olmuş zamanla. Alsancak sahildeki şubesi zarif bir binaydı. Girişten itibaren her yerde bir çok ünlü ismin fotoğraflarının yanında mekanın ve sahibinin eski resimleri sizi karşılıyor. 


Recep Usta, aslen Diyarbakırlı, yemekleri sevildikçe önce Ankara'dan başlamak üzere yeni şubeler açmaya başlıyor. Kuzu tavası, kaburga dolması gibi et yemekleri en meşhurları. Yemeklerin lezzetlerine, garsonların ilgisi ve mekanın şık ağırlığı eklenince mekanın başarısı daha da artıyor. İzmir'deki şube beyaz bir ahşap bina ile yanındaki tuğla kaplı yüksek bir binanın arasında kalan bir sokak havasında ağaçlar altında nezih bir yemek yiyormuşsunuz havası veren bir mekandı. 



Siz ısmarlamadan masanıza güzel bir salata ve diğer yerlerdekinden farklı bir ezme geliyor. Arkasından haşlama içli köfte ve kıymalı patlıcan dolması (tadı enfesti!) teker teker tabağınıza bırakılıyor. Biz saç tava ve karışık kebap söyledik. Kuzu tava etleri iri iri doğranıp tereyağı ile kavrulmuş, kebap da şehriyeli pilavın yanında Adana, tavuk, kemikli kaburga et, sote etler ile iki kişilik dense de gayet büyük bir tabaktı. 




Yanına söylediğimiz ayran da geniş bir bakır kap içinde ve bir kaşıkla ikram ediliyor. Hazır bir içecek alırsanız bu kebapların yanında yazık olur, ayranının tadına bakın derim. Siz tabağınızdakini bitirdikçe hemen yeni servis geliyor. Baklava ve dondurmalı irmik tatlısını da hemen yemeğin üzerine ikram ediyorlar. 



Bizimle ilgilenen garson bey de çok işinin ehli, ne dediğimizi çok dikkatli dinleyen bir beydi, ayrıca takdir ettim. 

Sözün özü, yolunuz düşerse bir "Tavacı Recep Usta'ya" gidin derim. Ama sakın rezervasyon yaptırmayı unutmayın, bayağı dolu bir mekan.

Sevgiler,


16 Temmuz 2017 Pazar

Balkonda yaz havası!

Merhabalar!

Yaz nasıl geçiyor sizde? Tatile gidip bronzlaşıp dönenlerden misiniz, yoksa hala tatil hayaliyle iş yerinde tatile gün sayanlardan mı? Bir deniz kenarında sahil kasabasına gitmek kesinlikle ruha iyi geliyor, ama gidemeseniz de evinizde yaz aylarını daha keyifli ve daha serin geçirmenin bir yöntemi var: Balkon!

Biz havalar sıcaklaşmaya başladığından beri balkonda yemek yemeye başladık. Hafta sonları kahvaltıdan başlayıp tüm gün güneşi alma durumuna göre balkondayız. Hatta bugün öğleden sonra ön balkona güneş vurduğu için arka balkonu da kullanıma açtık. Peki, balkonda keyifli saatler geçirmek için ne gibi dekorasyon önerileri verebilirim:

  •  Öncelikle üzerinde hem yemek yiyebileceğiniz, hem de gerektiğinde evin içinde sıcaktan bunaldığınızda dışarıda hobilerinizi yapabileceğiniz, bir tavla atabileceğiniz uygun bir masa balkonun olmazsa olmazı. Dış mekana özel daha dayanıklı, çam, ladin gibi malzemelerden yapılmış bir masa tercih edilebilir.


Kaynak: Pinterest

  • Masamızı seçtikten sonra tüm gün sırtımız, belimiz ağrımadan keyifle oturacağımız bir sandalye takımı ve/veya güzel bir sedir/koltuk köşe takımı da olmazsa olmaz. İşi abartıp ben keyfime düşkünüm diyerek yeterli alanınız varsa hamak tercihini de aklınızda bulundurabilirsiniz.


Kaynak: Pinterest


Kaynak: Pinterest
  • Eğer bütçem yok derseniz de eski paletleri üst üste koyup üstüne de bir minder ve yastık ayarlayıp tamamen kendi eseriniz bir köşe de yaratabilirsiniz.

Kaynak: Pinterest

  • Balkonunuzda çiçeklere yer açın. İsterseniz, balkondan dışarı sallanan saksılarda, alanınız varsa da direkt saksıları balkonun içine yerleştirip yeşil köşeler yaratın. Ben bitki bakamam, kuruturum diye de almaktan kaçınırsanız yapay bitkiler de sizin ihtiyacınız karşılayabilir. 

Kaynak: Pinterest


Kaynak: Pinterest

  • Aksesuarlar da tabi ki işin tuzu biberi. Değişik formlardaki şamdanlar, rüzgar gülleri, gittiğiniz yerlerden hatıra aldığınız objelerle balkonda bir ev havası yaratmak mümkün.

Kaynak: Pinterest


Bu fotoğraflar fikir verme konusunda yardımcı olacaktır, ama siz kendi balkonunuzun özelliklerini, büyüklüğünü, ışık alma derecesini de göz önünde bulundurarak kendinize uygun çözümler türetebilirsiniz. Koçtaş ve İkea'nın balkon ve bahçe ürünleri kısmına bakmanızı da tavsiye ederim.

Sevgiler, iyi Pazarlar!

6 Mayıs 2017 Cumartesi

Gezelim Görelim: Beypazarı

Ankara'ya yolunuz düşerse ve değişik, tarihi bir semt görmek isterseniz yolunuzu Beypazarı'na çevirebilirsiniz. Beypazarı, Ankara'nın merkezine 100 km uzaklıktaki bir ilçesi.

Beypazarı ismini o bölgede yaşayan tımarlı sipahi beyine ithafen "Bey", ticari bir merkez olarak o zamanlarda faal bir yer olduğu için de "Pazar" ile birleştirilerek almıştır.




Burası tarihi ahşap evleri, havucu, "Beypazarı" sodası ve el işi ürünleriyle meşhur. Şehir merkezine girmeden kocaman bir Beypazarı soda şişesi karşılıyor sizi bir çeşmenin üzerinde. 




Şehir merkezine adım atar atmaz ise kocaman bir havuç heykeli. Bu heykeli hak etmek için Beypazarı toprakları Türkiye'nin havuç ihtiyacının %60'ını karşılıyormuş. Isırdığınız havuç  belki de Beypazarı'ndandır sizin de. 




Evlerinin tarihi koruyor olması, günümüzdeki  "Kentsel Dönüşüm" çılgınlığında her gün devrilen, yok olan evlerin acısının yanında biraz rahatlatıyor yüreğimizi. Bir yerlerde tarihin korunuyor olduğunu bilmek bir nebze içimizi rahatlatıyor. 

"Pazar" diye günümüzde kurulan yer, upuzun sokak boyunca çeşitli el işi sergileri, "Beypazarı kurusu" denilen kurutulmuş ekmekler, kekik, nane, tarhana, erişte, salça gibi kadınların kendi yaptıkları ürünleri sattığı sergilerle iki yanınızı sarıyor. 




Bu arada eski han ve evleri de kafelere dönüştürdükleri yerler var. Ama burada da tarihe saygılı mekanlar kurulmuş. İçleri o günlere ait sedirler, yastıklar, kilimler, kap kacaklarla doluydu. Her yanı tarih kokuyor buram buram. Sanki bir anda onlarca yıl öncesine gitmiş gibi hissediyorsunuz nerede olduğunuzu unutup.


Beypazarı keyifli ve sıcak insanlarla dolu bir şehir. Yaşayan Müze de çok beğendiğim yerlerden biri oldu. Her bir odasında farklı hikayelerin anlatıldığı gerçekten yaşayan bir müze. Ebru yapımı, kurşun döktürme, tahta baskı, el yapımı oyuncaklar, gölge oyunu gibi Anadolu geleneklerini bu müzede yaşatıyorlar. Dilerseniz siz de kurşun döktürüp kem gözlerden kendinizi uzakta tutabilir, dilediğiniz renklerde bir ebru çalışması yapabilirsiniz. Hem de sizi harika masallar da bekliyor orada.




Beypazarı'ndaki kadınların üretime ve aile ekonomisine katkı vermesi de ayrıca takdir ettiğim şeylerden birisi oldu. Sergilerde ve dükkanlarda çok az erkek gördüm. Hep kadınlar kendi yaptıklarını satıyorlar ve inanılmaz bir kadın dayanışması var. Beypazarı bana görmek istediğim bir şehri sundu her şeyiyle. Hem nostaljik yapısı hem de sıcak insanlarıyla kesinlikle gidilesi bir yer. Size de tavsiye ederim. 


Sevgiler


Kaynak :

Kolay pizza tarifi

Onca zamandır yazamadım, bu aralar hem işte, hem de evde yapmam gerekenlerin listesi ile yaşıyorum. Neyse ki listeyi bu hafta bayağı azaltt...